Rehberin Notları
THT The Very Best of Scandinavian Food 3/5
7 Saat 34 Tabak
Alchemist, Sinan Hamamsarılar’ın tabiriyle gastronomi tutkunlarının Disneyland’i. 7 saatlik deneyim boyunca farklı duyularla algılanabilen tam 50 farklı “impression” sunuluyor. Çoğu yenilebilir sunumlardan oluşan bu şölen, restoranın 5 farklı alanına yayılıyor. Gastronomiyi sanat, bilim ve teknolojiyle buluşturan Alchemist, haftanın yalnızca 4 günü tek servisle gecede 48 misafir ağırlıyor. Şef Rasmus Munk, deneyimi kusursuz seviyede tutmak için her serviste bizzat restoranda bulunuyor, aksi durumda restoran açılmıyor. Büyük kapının açılmasıyla başlayan deneyimde ilk olarak sanat enstalasyonlarının bulunduğu alana geçiliyor. Yapay zeka ile oluşturulan kısa film, misafirleri zihinsel olarak bu dünyaya hazırlıyor. Ardından Lounge bölümüne geçiliyor. Burada hazırlık mutfağının bir kısmını ve 3 katlı, 22 metre uzunluğundaki şarap mahzenini görmek mümkün. İçeride 10.000’den fazla şişe bulunuyor. İçecek eşleşmesi konusunda oldukça kişiselleştirilmiş bir sistemleri var, tablette tat profillerinizi belirttiğinizde size uygun eşleşmeler öneriliyor. Deneyimin merkezi olan Dome’a geçildiğinde atmosfer tamamen değişiyor. Yılan formunda tasarlanmış tek parça bar ve tavanda 12 farklı projektörle oluşturulan görsel şölen etkileyici bir atmosfer yaratıyor. Menü, denizden karaya uzanan bir hikaye anlatıyor. Alchemist’in içecek eşleşmesi de deneyimin en güçlü parçalarından biri. Şarap eşleşmelerinin yanı sıra ekip sürekli seyahat ederek yeni tarifler geliştiriyor. Benim için gecenin sürprizi ise kendi yorumlarıyla hazırladıkları “Alchemist Şalgam” oldu. Deneyimin ilerleyen bölümünde mutfağa geçiliyor. Yenilebilir boyalarla kendi eserlerinizi oluşturduğunuz kısa interaktif bölümün ardından akşam servisi sırasında çalışan 40 şefin disiplinine tanıklık ediliyor. Final bölümü Balkon alanında gerçekleşiyor. Dome’u yukarıdan izlerken servis edilen sıra dışı tatlılarla birlikte deneyim sona yaklaşıyor. Ancak Alchemist’te çıkış bile deneyimin bir parçası, giriş yapılan kapı yerine gizli bir odadan çıkılıyor. 7 saatin sonunda, neden 100.000 kişilik bir bekleme listesi olduğunu anlamak hiç zor değil. Alchemist yalnızca görselliğiyle değil, lezzeti, hikayesi ve düşündüren yaklaşımıyla da unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Öne Çıkan Lezzetler
- Butterfly: Tavuktan 3.5 kat daha fazla protein içeren kelebek tabağı.
- Space Bread: MIT iş birliğiyle geliştirilen hava ve soya sosuyla hazırlanan, ağızda eriyen çıtır ekmek.
- Sunburnt Bikini: Cryo-frying tekniğiyle -80 dereceden 200 dereceye çıkan ekstrem kızartma yöntemi.
- BioChromatic: Işığa göre renk değiştiren dashi.
- 1984: Snow crab ve miso ile kürlenmiş yumurta sarısı.
- Caviar Marble: Havyarlı patates yorumu.
- Plastic Fantastic: Plastik atıklara dikkat çeken morina balığı tabağı.
- Decellularized Spinach: Rasmus Munk’un ıspanağı atomlarına ayırarak yeniden yorumladığı deneysel tabak.
- Food for Thought: Kuzu beyni, trüf ve vişne ile hazırlanan sıra dışı bir tabak.
- Hunger: Sürdürülebilirlik temasını işleyen tavşan carpaccio.
- Wiped Out: Solucan bazlı sos ile hazırlanan deneysel yorum.
- Burnout Chicken: Dar alanlarda yetiştirilen tavuklara dikkat çekmek amacıyla hazırlanan tabak.
- A Wish For Peace: Her origaminin yaklaşık 20 dakikada hazırlandığı barış temalı sunum.
- Eight Layers of Life: Organ bağışının önemini anlatan; siyah zeytin ve ren geyiği kanı dahil 8 farklı malzemeyle hazırlanan tabak. Organ bağışıyla kurtarılabilecek 8 hayatı temsil ediyor.
Ek Not
Alchemist’in bugünkü haline gelmeden önce, Rasmus Munk’un 2015 yılında aynı isimle daha klasik bir restoranı bulunuyordu. 2017’de yatırımcı desteğiyle bu konsepti hayata geçirdi ve yalnızca iki yıl içinde bugün gördüğümüz bu büyülü dünya ortaya çıktı. Gastronomi, sanat ve teknolojiyi aynı çatı altında buluşturabilen vizyonuyla Rasmus Munk gerçekten çağımızın en yaratıcı şeflerinden biri.